7 Mayıs 2011 Cumartesi

“8 Yıldır Mali Disiplinde​n Taviz Vermedik, Bundan Sonra da Vermeyeceğ​iz”


AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sekiz yıldır mali disiplinden taviz verilmediğini ve bundan sonra da verilmeyeceğini belirterek, ''Seçim ekonomisi filan bu işler benim kitabımda yok. Böyle bir şeyi asla yapmayacağız. Çünkü seçim ekonomisi denilen olay bu ülkede müteşebbisin cebindeki parayı çalmaktır, bu ülkenin para değerleriyle oynamaktır, bu ülkeyi enflasyon canavarına mahkum etmektir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği tarafından düzenlenen ''İstanbul Moda Hazır Giyim Konferansı''nın açılışında yaptığı konuşmada, Kanal İstanbul projesini açıklarken de ifade ettiği gibi her şeyin hayal kurmakla başladığını söyledi. Bir hayalin peşine azimle düşüldüğünde o hayali hedefe, hedefin plana, planın da projeye dönüşeceğini belirten Başbakan Erdoğan, ''Kanal İstanbul projesi, enerjiden ulaştırmaya, şehirleşmeden kültüre kadar birçok boyut taşırken İstanbul'un da marka özelliğini güçlendirecek bir projedir'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, bir Venedik, bir Stockholm, Nil nehri üzerinde bir Kahire, Tuna nehri üzerinde bir Budapeşte'nin suyu markaya çevirebilmiş şehirler olduğunu söyledi. Türkiye'nin Boğaz gibi, Haliç gibi muhteşem bir zenginliğinin olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, 1995-96 yıllarında Haliç'i doldurarak karaya dönüştürmek isteyenlerin olduğunu anlattı. ''Haliç gibi bir zenginlik karaya dönüştürülür mü? Bunu konuşanlar vardı'' diyen Başbakan Erdoğan, ancak Haliç'ten yaklaşık 2,5 milyar metreküp çamur çıkarıldığını, bu çamurun, 9,5 kilometre mesafeye pompa sistemiyle nakledildiğini ve orada 650 bin metrekarelik yeni bir yeşil alan kazandırıldığını belirtti. Başbakan Erdoğan, Haliç'i karaya dönüştürmek isteyenler arasında, ''aydınız'' diyen birçok profesör bulunduğunu ifade ederek, bu kişilerin o zaman kendilerine ''burayı boşaltmaya kalkarsanız adeta iki yaka burada bir araya gelir, adeta burada bir deprem meydana gelir'' dediklerini söyledi. Bu konuda araştırma ve çalışmalara devam edildiğini belirten Başbakan Erdoğan, karşıt düşüncelere sahip profesörlerin de ortaya çıktığını, yurtdışı müzakerelerde bulunduklarını ve sonuçta da Haliç'in ortaya çıktığını anlattı. Şimdi ''Kanal İstanbul'' projesinde de durumun aynı olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Hem bu zenginliği daha güçlü ortaya çıkaracak, Yahya Kemal'in, Ahmet Haşim'in, Necip Fazıl'ın şiirlerindeki İstanbul'a geri dönecek hem de yeni bir kanalla İstanbul'un marka özelliğini öne çıkaracağız. Tekstil sektöründe de mevcudun çok çok üzerinde markalar oluşturmayı hak ediyoruz ve sizlerle birlikte ortak gayretle bunu başaracağız'' diye konuştu. ''Şurası son derece ibretliktir, bunun üzerinde durmamız lazım'' diyen Başbakan Erdoğan, Karabük'e devletin kurduğu büyük demir çelik fabrikasının zamanla hantallaştığını, kendisini yenilemediğini, adeta istihdamda yığılmaya, şişmeye ve bir sosyal sığınma mekanizmasına dönüştüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Yıllarca Karabük'te doğan Karabüklü her gencin hayali ne olmuş biliyor musunuz? Kardemir'de işe girmek. Hedef bu olmuş. Çünkü, affınıza sığınıyorum, 'Devletin malı deniz, yemeyen domuz' mantığıyla böyle görülmüş. 'Ben buraya kapağı attım mı mesele bitti'... Yaklaşım tarzı bu. İskenderun'da, Seydişehir'de aynı şekilde, Aliağa, TÜPRAŞ, SEKA aynı şekilde. Gençliğin ufku, adeta oradaki fabrikalarda, orada iş bulmaktan ibaret kalmış, girişimci ruh, müteşebbis ruh adeta katledilmiş. Bugün bunu aşmak zorundayız, aşıyoruz. Bizim her bir gencimizin, çocuğumuzun, her bir girişimcimizin hedefi, artık semt pazarı olmayacak, ilçe toptancı hali olmayacak, ildeki devlet yatırımı olmayacak. Büyük düşünecek, Amerika pazarını, Asya pazarını, Avrupa pazarını, Afrika pazarını, dünya pazarlarını hedefleyecek, ufku artık oralardan çözerek oralara gireceğiz. Bunu da başaracağız.''
Başbakan Erdoğan, hazır giyim sektörünün insansız olmadığını, olmayacağının bilindiğini belirterek, teknoloji ne kadar gelişirse gelsin, ne kadar değişirse değişsin hazır giyim sektörünün emek yoğun istihdamla var olduğunu söyledi. Kalifiye eleman noktasında son dönemde meslek liselerine verilen önemin bilindiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, göreve gelindiğinde Türkiye'de meslek liselerinin oranının yüzde 25, düz liselerin oranının ise yüzde 75 olduğunu anımsattı.
''Her çocuğumuzun bileğine biz altın bileziği takmak durumundayız''
Şimdi devranın tersine döndüğünü dile getiren Başbakan Erdoğan, şimdi hedefin meslek liselerinin oranını yüzde 65-70'e çıkarmak, düz liselerin ise yüzde 25-30'a indirmek olduğunu belirtti. ''Her çocuğumuzun bileğine biz altın bileziği takmak durumundayız'' diyen Başbakan Erdoğan, sanayinin hangi alanda olursa olsun aldığı genci bir de yetiştirmekle zaman kaybetmeyeceğini, onu yetişmiş olarak karşısında bulacağını aktardı. Açılan yeni üniversitelerde farklı bir dönemin başlatıldığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin son yıllarda moda ve tasarım üzerine yoğunlaşan meslek liselerine de kavuştuğunu söyledi. Muş'ta TEKEL binalarından devredilen bir yerin, bir müteşebbis tarafından bir Fransız firmasına üretim yapan atölye haline dönüştürüldüğünü ifade eden Başbakan Erdoğan, Muş'a gittiğinde orayı ziyaret ettiğini ve gurur duyduğunu belirtti.
"Önemli olan hedefi göstermektir"
Başbakan Erdoğan, eskiden Türkiye'de ihracat yapmayan tek il olan Muş'un da artık ihracat yapar hale geldiğini bildirerek, şöyle dedi:
''Türkiye'de vizyon gösterirseniz, ufuk gösterirseniz Türkiye gerçekten emin adımlarla o vizyonun arkasından yürüyor, o ufka doğru gidiyor. Arif Nihat Asya'nın güzel bir dizesi var. 'Delikanlım işaret aldığın gün atandan/ Yürüyeceksin.. Millet yürüyecek arkandan.' Bunu başarmamız lazım. Bunun için STK'larımız adeta birer işaret fişeği haline gelmelidir. İşaret fişeği atmalıdır ki bütün sektör onun arkasından yürüsün. Önemli olan işarettir, önemli olan hedefi göstermektir. Bunu yaptığınızda millet de, gençler de evelallah yürüyecektir.''
Başbakan Erdoğan, sürekli engellemeyle karşı karşıya kalındığını ve yıllar yılı 1500 maddelik Borçlar Kanunu ile 500 küsur maddelik Ticaret Kanunu'nu çözülemediğini söyledi. TOBB VE TÜSİAD ile görüşüldüğünü ve, ''Bunu hallet'' denildiğini aktaran Başbakan Erdoğan, ''Tamam biz halle hazırız ama bakın bunu biz Meclise şu anda sevk etmiş haldeyiz. Bir madde bizim 2-3 saatimizi alırsa 1500 maddelik bu yasa çıkar mı? Çıkmaz. 500 maddelik Borçlar Kanunu çıkar mı? Çıkmaz'' denildiğini belirtti. Bunun üzerine iş adamlarının muhalefetle görüştüğünü, ilk turda netice alamadıklarını, ikinci tur, tekrar bir tur derken en sonunda yaptıkları bir hamleyle bir haftada çıktığını anlatan Başbakan Erdoğan, ''Bununla neyi anlatmak istiyorum? Bu işi elbirliği yaptığımızda, dayanışma içinde olduğumuzda ne kadar kolay olabileceğini. Bundan benim çıkarım, kazancım yok. Hatta şunu söylüyorum, paye onların olsun, yeter ki şu üzümü millet olarak hep beraber yiyelim ama dert bağcıyı dövmek olursa bu işi çözemezsiniz. Sıkıntı burada. Bizim bağcıyı dövme dönemini hep birlikte kapatmamız lazım. Batıda bunu göremezsiniz, Amerika'da göremezsiniz. Bizde bu anlayış henüz gelişmedi. Temenni ediyorum ki bu da gelişir'' diye konuştu.
"Biz yoksulları finanse etme üzerine değil, yoksulluğu azaltma üzerine bir strateji uyguluyoruz"
Başbakan Erdoğan, bir vaat yarışı olduğunu ve vaat yarışıyla bir yere varmanın mümkün olmadığını ifade ederek, şunları söyledi.
''İnsanlar ayda bir kere sokağa çıkıp bankaya uğrayacaklar paralarını alıp geçinecekler. Dünyada böyle bir şey var mı? Herkese 600 lira dağıtacaksın ve her şey gayet yolunda gidecek. Acaba kim çalışır? Böyle bir şey var mı? Biz bunu özürlümüz için yapıyoruz. Biz özürlüye bakana asgari ücret veriyoruz. Biz üniversite öğrencisine 340 lira, master öğrencisine 480 lira, doktora öğrencisine 720 lira, her ay veriyoruz. Bizim ilke kararımız şudur; hiçbir üniversite öğrencisi müracaat ettiğinde geri döndürülemez. Ya burs alır ya kredi alır ama boş dönmez. Neden? Çünkü biz demokratik laik sosyal hukuk devletiyiz. Sosyal devlet olmanın gereği budur. Öyle bir dönemin içine girdik ki, bu dönemde yoksullukla mücadele başka bir şey. Yoksullukla mücadelenin, bunun yanında sosyal desteğin bunların birbirinden farklı şeyler olduğunu ortaya koymamız lazım. Çünkü biz bu mücadeleyi verirken insanları tembelliğe sevk edemeyiz. Bunlar bizim yoksullukla mücadele, sosyal devlet politikalarımızla yarışmak adına, işte tembelliğe iten veyahut balık tutmayı değil de balık dağıtmayı öneren mantık. Biz bu mantıkla hiçbir zaman iç içe olamayız. Biz balık tutmayı öğreteceğiz. Bunu başaracağız. Bu olmazsa istediğiniz fabrikayı açın, istediğiniz yatırımı yapın çalışacak eleman bulamazsınız. Biz yoksulları finanse etme üzerine değil, yoksulluğu azaltma üzerine bir strateji uyguluyoruz.''
"Ankara'da istikrar, güven var"
Başbakan Erdoğan, 2002'de gıda artı gıda dışı yoksulluğun toplam nüfusa oranının yüzde 27 olduğunu ve bunun 18 milyon kişiye tekabül ettiğini, 2009 yılında yapılan son araştırmada yoksulların toplam nüfusa oranının yüzde 18'e indiğini ve nüfus artışı da dikkate alındığında rakamın 12 milyon 750 bin kişiye gerilediğini belirtti. Türkiye'de 2006'dan itibaren günlük harcaması 1 doların altında olan yoksul kalmadığını ve bunun sıfırlandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, günlük harcaması 4,3 doların altında kalanların oranının da 2002'de yüzde 30 olduğunu ve oranın da yüzde 4'e kadar çekildiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, ''Bu mücadele durmayacak. Bunu kararlılıkla sürdüreceğiz ve bu oranları çok daha aşağılara çekeceğiz'' dedi. İnsanları tembelleştirerek, hazıra alıştırarak değil, destekleyerek, teşvik ederek, ekonomik hayatın içine çekileceğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Eğer bunu ölçülü, dengeli şekilde yapmazsanız, işte evin üzerine o zaman kanatlı bir deve konar, ocağınızı çökertir. Moralimizi asla bozmayacağız. Moralimiz her zaman yüksek olacak. Bardağın dolu tarafına bakıp nereden nereye geldiğini göreceğiz ve boş tarafını doldurmak için daha büyük inançla çalışacağız. İhracat rakamları, üretim endeksi, hazır giyim faaliyet endeksi ortada. Türkiye küresel finans krizini aşarak güçlü ve emin adımlarla geleceğe, 2023'e doğru ilerliyor. İnşallah hep birlikte sorunları geride bırakarak mevcut sorunları da aşarak hedeflerimizi tutturacağız. TİM'in yaptığı çalışma ortada. 2023, 500 milyar dolarlık ihracat hedefi. Bu bizim çalışmalarımızda da gerçekleşebilecek bir rakamdır. Öyle hayal değil. Bu ülke bu rakamı fazlasıyla gerçekleştirir. Yeter ki biz kararlılığımızı sürdürelim. İşte göreve geldik sekiz buçuk yıl önce 36 milyar dolardı, 132 milyar doları bu ülke yedi yılda gördü. Önümüzde on iki yıl var. On iki yılda bu katlayarak artacak. Dünyada konumu çok farklı bir Türkiye var. Üretimi ve ürünleriyle çok farklı bir Türkiye var. Hiç endişeniz olmasın. Köydeki çiftçi bile toprağını ekmeden önce köyünün havasına değil, Ankara'nın siyasi havasına bakıyor. Bugün Ankara'da istikrar var, güven var. 81 vilayeti istikrarla büyütecek bir atmosfer var. Sekiz yıldır mali disiplinden taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Seçim ekonomisi filan bu işler benim kitabımda yok. Böyle bir şeyi asla yapmayacağız. Çünkü seçim ekonomisi denilen olay bu ülkede müteşebbisin cebindeki parayı çalmaktır, bu ülkenin para değerleriyle oynamaktır, bu ülkeyi enflasyon canavarına mahkum etmektir ve paranızın değerini birin yanına sıfırları koya koya milyoner denilen zengini adeta... Eskiden tuvalete bin liraya giderken, bir milyona gider hale getirdiler bizi. Bunları yaşamadık mı bu ülkede? Yaşadık. Birin, ikinin, üçün yanına sıfırı koymak lazım, öyle bir noktaya getirdiler bizi.''
''Kamu net borç stokumuz göreve geldiğimizde yüzde 61'di ama şu an yüzde 25'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:
''Bu imkanlar hep böyle yakalandı. İtalya'ya bakın, Japonya'ya bakın. İtalya yüzde 126, Yunanistan zaten tamamen istikametini kaybetmiş. Dolayısıyla istikrarı kaybetmeyeceğiz. İki sihirli kelimemiz var; güven ve istikrar. Eğer güveni kaybedersek bu ülkeye uluslararası küresel sermaye gelmez, buradaki davetlilerimiz gelmez. Önce burası güvenli bir liman durumuna gelmeli. Eğer burası güvenli bir limansa buraya küresel sermaye gelir, uluslararası sermaye gelir ama güvenli bir liman değilse gelmez. Bunu başarmak durumundayız. İstikrar onun ardından geliyor. Zikzaklar çizen bir anlayışın olmadığı yer, çok önemli.''
Konferansa başarı dileyen Başbakan Erdoğan, moda ve hazır giyim sektörünün mensuplarına ve çalışanlarına Türkiye'nin büyümesine verdikleri katkıdan dolayı teşekkür etti.

05.04.2011

1 yorum:

  1. Bu Mayo Clinic tarafından yapılan genel bir kamu duyurusudur ve böbrek satın almakla ilgileniyoruz, böbrek satmakla ilgileniyorsanız, lütfen aşağıdaki e-posta adresimizden doğrudan bizimle iletişime geçin.
    mayocareclinic@gmail.com
    Not: Bu güvenli bir işlemdir ve güvenliğiniz garantilidir.
    Lütfen daha fazla bilgi için bize bir e-posta mesajı gönderin.

    YanıtlaSil